03 Tem
BALIKESİR HALKI SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN DEPREMLERDEN DOLAYI ÇOK TEDİRGİN,

BALIKESİR HALKI SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN DEPREMLERDEN DOLAYI ÇOK TEDİRGİN,

03 Temmuz 2015

Aylardır Balıkesir’i beşik gibi sallayan depremler ürkütüyor. Önceki gün ve dünkü depremlerle panik iyice arttı. Korkutan fayı uzmanına sorduk.

 

BALIKESİR son günlerde çok sayıda artçı depremle sallandı. Balıkesir merkezde 3.8 büyüklüğünde meydana gelen depremlerden sonra, Balıkesir Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Kemal Gökçay ile konuşup sorularımıza cevap aradık.
 
BALIKESİR HALKI SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN DEPREMLERDEN DOLAYI ÇOK TEDİRGİN, MEYDANA GELEN ARTÇI SARSINTILAR BÜYÜK BİR DEPREMİN HABERCİSİ OLABİLİR Mİ?
 
Ben Balıkesir’de büyük bir deprem olmaz diye düşünüyorum. Kuzey Anadolu fay hattı Düzce’den sonra ikiye ayrılıyor. Kuzey hattı İstanbul’a uzanırken, güney hattı Gemlik’ten geçiyor ve bize kadar geliyor. Bu hat bize uzanırken parçalanıyor; zaten bu nedenle depremlerin şiddeti düşük. Yani bu parçalanmalar bir anlamda depremin enerjisini düşürmüş oluyor. 
 
Tabi bu konuda kimse emin olamaz. Biz elimizdeki verilerle sadece bir varsayımda bulunuyoruz.
 
PEKİ BİZE BALIKESİR’İN BİR DEPREM HARİTASINI ÇIKARIN DESEK, NELER SÖYLERSİNİZ?
 
Son yapılan çalışmalarda, M.T.A Genel Müdürlüğü’nün 2011 tarihli Türkiye Aktif Fay Haritasında Havran-Balya-Balıkesir Fay Zonu(Hattı) görülmektedir. Havran-Balya-Balıkesir Fay Zonu Balıkesir il sınırları içerisinde Edremit körfezi ile Kepsut arasında uzanan sağ yönlü doğrultu atımlı aktif bir fay sistemidir. Havran-Balya-Balıkesir Fay Zonu iki segment’e ayrılır. Edremit körfezinden başlayan ve Ayvatlar köyü kuzeyine kadar uzandığı tespit edilen Havran-Balya Fayı ve İvrindi’den başlayan Balıkesir kentinden geçerken bükülerek Kepsut istikametinde devam eden Büyük Balıkesir Fayı. Bu faylar arasında 7-8 km lik bir mesafe bulunmaktadır. 
 
Maalesef günümüze kadar Havran-Balıkesir Fay Zonu üzerinde detay bir çalışma yapılmamıştır. Balıkesir İlindeki yerleşim yerlerini esas tehdit eden diri faylar bu faylardır. Balıkesir kent merkezinde ve çevresinde, Bigadiç’te ve Kepsut’ta büyük hasara ayrıca can kaybına neden olan 1897/98 yılı depremi Balıkesir fayının doğu segmentinde meydana gelmiştir.
 
Balıkesir kenti, ilk kurulduğu dönemlerde uygun zemin ve topografik alanlarda yapılanmış olsa da sonraki yanlış tercihler nedeniyle, kentin gelişimi verimli tarım alanlarına yönlendirilmiştir. Şehrin bu bölgelerde yapılandırılması ileride geri dönüşümü olmayan verimli tarım arazilerin kaybına yol açmış ve açmaya da devam etmektedir.  Kent merkezinde 1970’li yıllardan sonra kurulmuş yerleşim yerlerinin büyük kısmının (Plevne Mahallesi, Bahçelievler, Gümüşçeşme, Paşaalanı’nda olduğu gibi) deprem açısından en olumsuz koşulları yaratan gevşek, suya doygun, alüvyon gibi jeolojik birimler üzerinde kurulduğu bilinmektedir. Deprem merkezinden çok uzaklarda alüvyon zemin üzerinde inşa edilmiş, yüksek katlı binalarda zemin hareketi büyür ve hasar meydana gelir.
 
 
SİZCE OLASI BİR DEPREME KARŞI BALIKESİR’DE YETERLİ ÖNLEMLER ALINDI MI?
 
Balıkesir kentini ve çevresini tehdit eden ana fay; Balıkesir Fayı planlara işlenmemiş; ancak Balıkesir Fayı diri bir faydır. Maalesef bugüne kadar zeminde tespiti yapılmamış. Ayrıca 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planları’nda da gösterilmemiş. 1897/1898 yılında gerçekleşen ve Balıkesir, Bigadiç, Kepsut’ta çok büyük yıkımlara sebep olan depremi tetikleyen de Balıkesir Fayı. Balıkesir fay hattının, Balıkesir kentinden geçen güzergâhında konut, küçük sanayi, ticaret vb. kentsel kullanıma açılmış ve açılmaya devam ediyor.
 
Doğal afetlere karşı alınacak önlemler konusu ile AFAD ilgileniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur, bu konularda duyarlı, geldiği günden itibaren konuyla ilgileniyor; ancak yine de fay hatlarının tespit edilmesinde geç kalındığını düşünüyorum. 
 
Şu ana kadar Belediye’nin yaptığı en büyük yanlış, konu ile ilgili tüm kurumların tespit edilip görevlendirilmemesi, Belediye’nin tek başına her şeyin üstesinden gelmeye çalışmasıydı. Koordinasyon sağlanınca, tüm sorunlar hallolacaktır. Şu an da Büyükşehir Belediyesi bir Kent Konseyi oluşturuyor. Biz 20 tane Oda bir araya geldik ve Kent Konseyi’nden davet bekliyoruz. Para, ün vb. beklentilerimiz yok. Tek amacımız halkın güvenliğini sağlamak.
 
Ancak vatandaşlar şu konuda içlerini ferah tutsunlar, AFAD görevini iyi yapıyor. Altyapı çalışmalarının da tamamlanmasıyla bazı şeyler yoluna girecektir.
 
OLASI BİR DEPREME KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER NELER?
 
Kentsel gelişim alanlarının belirlenmesinde; zemin özellikleri, doğal afet potansiyeli ( depremsellik, toprak kayması, kaya kopması heyelan, çökme vb.) ve yeraltı su seviyesi dikkate alınmalıdır. Akarsu yataklarının taşkın sahaları ile yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu ovalar (toprak zeminler) tarımsal faaliyetlere ve yeşil alanlara tahsis edilmelidir.
 
Yaklaşık 1-1,5 sene önce müteahhitler birliği, zeminle ilgili raporların geç geldiğinden ötürü, Bakanlığa bir şikayette bulundu. Bundan dolayı Bakanlık, müteahhitlerin bizden zeminle ilgili rapor almalarına gerek olmadığı kararını aldı. Odaların denetimi kalkınca binalar kusurlu olarak inşa edilmeye başlandı. Şunu unutmamak gerek, bina ne kadar sağlam olursa olsun, zemin çok önemli; şayet zeminde problem varsa, o bina sağlam değil demektir.
 
Her gün televizyonlarda doçentler, profesörler depremle ilgili konuşuyor; ancak sadece kendi düşüncelerini belirtiyorlar. Şu an Türkiye’de deprem araştırmaları yapılabilecek ve kesin sonuçlara ulaşılabilecek yeterli araç-gereç yok çünkü.
 
TOPLUMUN DEPREME KARŞI BİLİNÇLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?
 
Son zamanlarda halkımızın daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. Bu konuyla ilgili Odamız, Balıkesirli vatandaşlarımız tarafından sık sık aranıyor ve ziyaret ediliyor. Ancak tabi yine de yeterli bilince sahip olduğumuzu söyleyemeyiz. Aslında yapılması gereken şey, oturdukları binalar ve zemin ile ilgili bir araştırma yaptırmak; fakat bu çalışmalar çok meşakkatli ve masraflı olduğu için kimse yaptırmak istemiyor.
 
Şunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız: Doğa olaylarının afete dönüşmesi ‘’kader’’ değildir ve toplumsal acıların tekrar tekrar yaşanmaması bizim elimizdedir.
 
Yaşanan depremlerle toplumsal hafızamızdan kısa bir süre sonra silinen depremin ve sonuçlarının artık "toplumsal unutkanlığımız" olmaktan çıkarılması gerekiyor. Ülkemizin jeolojik yapısı nedeniyle sıkça karşılaştığımız ve karşılaşacağımız depremlerin, yıkıcı afetlere dönüşmesinin önüne ancak ve ancak akıl, bilim ve doğru mühendislik öngörüleri ile geçebiliriz.